"lour" in Turkish
Definition
Birinin kızgın ya da somurtkan şekilde kaşlarını çatması veya havanın kasvetli ve karanlık olması.
Usage Notes (Turkish)
Edebi ve resmî bir sözcüktür; günlük konuşmada kullanılmaz. İnsanların yüz ifadesi veya havanın kötüleşmesi için kullanılır. 'lower' (azaltmak) ile karıştırmayın.
Examples
He began to lour when he heard the bad news.
Kötü haberi duyunca **kaşlarını çattı**.
Dark clouds began to lour over the city.
Koyu bulutlar şehrin üstünde **kasvetli olmaya** başladı.
Her face would often lour when she was upset.
Üzgün olduğunda yüzü sık sık **kaşlarını çatardı**.
The teacher's eyes would lour whenever the class was noisy.
Sınıf gürültülü olduğunda öğretmenin gözleri **kaşlarını çattı**.
By late afternoon, the sky began to lour and thunder rumbled in the distance.
Öğleden sonra geç saatlerde, gökyüzü **kasvetli olmaya** başladı ve uzaktan gök gürültüsü duyuldu.
You don't need to lour just because things didn't go your way.
Her şey istediğin gibi gitmedi diye **kaşlarını çatmana** gerek yok.