"leave with an impression" in Turkish
Definition
Birinin aklında güçlü bir duygu, iz ya da düşünce bırakmak. Genelde tanışma veya bir deneyim sonrasında olur.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'güçlü', 'kalıcı', 'iyi', 'kötü' gibi sıfatlarla birlikte kullanılır ('kalıcı izlenim bırakmak' gibi). Hem olumlu hem olumsuz anlamda kullanılabilir. Özellikle iş görüşmeleri veya sunumlarda yaygındır.
Examples
The teacher's kindness left me with an impression I will never forget.
Öğretmenin nezaketi bana asla unutamayacağım bir **izlenim bıraktı**.
Her speech left everyone with an impression of hope.
Onun konuşması, herkeste umutlu bir **izlenim bıraktı**.
The movie left me with an impression that life is precious.
Film bana hayatın değerli olduğuna dair bir **izlenim bıraktı**.
His honesty really left me with an impression; you don't see that every day.
Onun dürüstlüğü gerçekten bende **izlenim bıraktı**; bunu her gün göremezsiniz.
The interview didn't go well, but I hope I left them with an impression of enthusiasm.
Mülakat iyi geçmedi ama onlarda heyecanlı bir **izlenim bıraktığımı** umuyorum.
Traveling to another country really leaves you with an impression that stays for years.
Başka bir ülkeye seyahat etmek gerçekten yıllarca süren bir **izlenim bırakır**.