"jeopardise" in Turkish
Definition
Bir şeyi veya birini zarar görme, kaybetme ya da başarısızlık riskine sokmak.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi, hukukî ya da haber dilinde kullanılır. "jeopardise a relationship" veya "jeopardise safety" gibi olumsuz sonuç ihtimalinde geçer. Olumlu durumlar için kullanılmaz.
Examples
Smoking can jeopardise your health.
Sigara içmek sağlığınızı **tehlikeye atabilir**.
Late payments may jeopardise your credit score.
Geç yapılan ödemeler kredi puanınızı **tehlikeye atabilir**.
He refused to jeopardise his job by lying.
Yalan söyleyerek işini **riske atmayı** reddetti.
If you break the rules, you could jeopardise the entire project.
Kuralları bozarsanız tüm projeyi **tehlikeye atabilirsiniz**.
Their actions might jeopardise our chances of success.
Onların eylemleri başarı şansımızı **tehlikeye atabilir**.
Don’t jeopardise your friendship over something so minor.
Böyle küçük bir şey için arkadaşlığını **tehlikeye atma**.