"insufficiency" in Turkish
Definition
Gereken miktarın ya da yeterliliğin altında olma durumu. Sıklıkla tıbbi veya teknik konularda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'Yetersizlik' veya 'eksiklik' daha çok resmi ve tıbbi alanlarda kullanılır; gündelik hayatta 'azlık' veya 'yokluk' tercih edilebilir.
Examples
There was an insufficiency of food during the crisis.
Kriz zamanında yiyecek **yetersizliği** vardı.
Doctors discovered an insufficiency in his heart function.
Doktorlar kalp fonksiyonunda **yetersizlik** tespit etti.
The report pointed out an insufficiency of evidence.
Rapor, kanıt **yetersizliğini** vurguladı.
Her fatigue was caused by an insufficiency of iron in her diet.
Yorgunluğunun sebebi, diyetindeki demir **eksikliği**ydi.
"Due to an insufficiency of funds, the project had to be canceled," the manager explained.
"Fon **yetersizliği** nedeniyle proje iptal edildi," diye açıkladı müdür.
The company blamed its slow growth on an insufficiency of skilled workers.
Şirket, yavaş büyümesini nitelikli işçi **eksikliğine** bağladı.