"hobnob" in Turkish
Definition
Önemli veya etkili kişilerle samimi zaman geçirmek, onlarla yakın ilişki kurmak demektir.
Usage Notes (Turkish)
Biraz resmi ve eski moda bir ifadedir; genelde üst düzey veya ünlü kişilerle bağlantı kurmayı anlatır. Yakın arkadaşlarla kullanılan bir sözcük değildir.
Examples
He likes to hobnob with famous actors at parties.
O, partilerde ünlü oyuncularla **sosyalleşmeyi** sever.
Sarah wants to hobnob with business leaders at the conference.
Sarah konferansta iş dünyasının liderleriyle **sosyalleşmek** istiyor.
Journalists often hobnob with politicians for stories.
Gazeteciler genellikle haber almak için siyasetçilerle **sosyalleşir**.
I saw Tom hobnobbing with the band backstage after the concert.
Konserden sonra Tom’un sahne arkasında grupla **sosyalleştiğini** gördüm.
'So, you got to hobnob with the mayor last night? Pretty cool!
'Yani dün gece belediye başkanıyla **sosyalleştin** mi? Oldukça havalı!'
She doesn't like to hobnob with people just because they're rich or powerful.
Sadece zengin veya güçlü oldukları için insanlarla **sosyalleşmekten** hoşlanmıyor.