"gripped" in Turkish
Definition
Bir şeyi sıkıca tutmak ya da bir duyguya veya ilgiyi tamamen kapılmak.
Usage Notes (Turkish)
Hem fiziksel anlamda (bir şeyi elle tutmak), hem de mecaz olarak ("korkuya kapılmak", "hikayeye kapılmak") kullanılır. Özellikle kitap ve filmlerde heyecan verici durumları anlatmada yaygındır.
Examples
He gripped the rope tightly.
O ipi **sıkıca tuttu**.
She was gripped by fear.
Korku tarafından **etkisi altına alındı**.
The story gripped the whole class.
Hikaye bütün sınıfı **etkisi altına aldı**.
I was so gripped by the movie that I forgot to check my phone.
Filme o kadar **etkisi altına aldı** ki telefonumu kontrol etmeyi unuttum.
Her hands were gripped with excitement as she opened the gift.
Hediyeyi açarken elleri heyecanla **sıkıca tutulmuştu**.
Everyone was gripped from the first chapter of the book.
Herkes kitabın ilk bölümünden itibaren **etkisi altına alındı**.