"gaze on" in Turkish
Definition
Birine veya bir şeye uzun süre dikkatlice ve derinlemesine bakmak; genellikle hayranlık, merak veya düşünceyle.
Usage Notes (Turkish)
Biraz edebi ya da resmi bir ifadedir; 'bakmak'tan daha derin anlam taşır. Hayranlık, düşünceyle uzun bakışlarda kullanılır.
Examples
The children gaze on the fireworks in amazement.
Çocuklar havai fişeklere hayretle **gözlerini diker**.
They stood by the window to gaze on the city below.
Pencerede durup aşağıdaki şehri **seyrettiler**.
She likes to gaze on beautiful paintings.
Güzel tablolara **gözünü dikmeyi** sever.
He'd often gaze on the mountains, lost in thought for hours.
Saatlerce düşüncelere dalarak dağlara **gözünü dikerdi**.
People from all over come here to gaze on the famous statue.
Dünyanın dört bir yanından insanlar ünlü heykele **bakmak** için buraya gelirler.
She paused to gaze on his face, trying to remember every detail.
Her bir ayrıntıyı hatırlamaya çalışarak onun yüzüne **uzun uzun baktı**.