"break through" in Turkish
Definition
Bir engeli aşmak ya da çok çalışmanın ardından büyük bir başarı veya keşif elde etmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle engelleri, sınırları veya zorlukları aşmak için kullanılır. Bilim, iş dünyası ve kişisel gelişimde sık sık geçer. 'Breakthrough' (isim) büyük ilerleme demektir; 'breakdown' ile karıştırmayın.
Examples
After hours of trying, the scientists finally broke through.
Saatlerce denedikten sonra, bilim insanları sonunda **yarıp geçmeyi** başardı.
The team worked together to break through the locked door.
Takım birlikte çalışarak kilitli kapıyı **kırıp geçti**.
She managed to break through her fear and give the speech.
Korkusunu **aşıp** konuşma yapmayı başardı.
We need a new idea to really break through in this market.
Bu pazarda gerçekten **büyük ilerleme kaydetmek** için yeni bir fikre ihtiyacımız var.
Nobody expected the rookie to break through and win first place.
Hiç kimse çaylağın **büyük ilerleme kaydedip** birinci olmasını beklemiyordu.
Just when I thought I was stuck, I finally broke through and solved the problem.
Tam tıkandım derken, sonunda **büyük ilerleme kaydedip** sorunu çözdüm.