"a fleeting glance" in Turkish
Definition
Bir şeye veya birine çok kısa ve hızlıca bakmak; sanki sadece bir an için.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok edebi veya betimleyici metinlerde, bir bakışın kısalığını ve duygusunu vurgulamak için kullanılır. 'quick glance', 'brief look' alternatifleri mevcut; detaylı bakışlar için kullanılmaz.
Examples
He gave her a fleeting glance as he walked by.
Yanından geçerken ona **kısa bir bakış** attı.
She caught a fleeting glance of the painting before the curtain closed.
Perde kapanmadan önce tabloya **kısa bir bakış** attı.
The cat shot a fleeting glance at the bird outside the window.
Kedi, penceredeki kuşa **kısa bir bakış** attı.
We exchanged a fleeting glance before bursting out laughing.
Gülmeye başlamadan önce **kısa bir bakış** paylaştık.
Just a fleeting glance was enough to recognize her from across the room.
Odanın öbür ucundan tanımak için yalnızca **kısa bir bakış** yetti.
After a fleeting glance, he turned away as if nothing happened.
**Kısa bir bakış**tan sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi arkasını döndü.