"systemic" in Turkish
Definition
Bir sistemin tamamını ya da büyük bir bölümünü etkileyen; sadece bir kısmı değil, bütününü kapsayan durumlar için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Tıbbi, akademik ve toplumsal bağlamlarda sıkça, resmî olarak kullanılır. 'systemic problem', 'systemic change', 'systemic disease', 'systemic racism' gibi ifadelerde geçer. 'systematic' ile karıştırılmamalıdır.
Examples
The doctor said it was a systemic infection.
Doktor bunun **sistemik** bir enfeksiyon olduğunu söyledi.
Climate change is a systemic issue, not just a local problem.
İklim değişikliği sadece yerel bir sorun değil, **sistemik** bir meseledir.
The company made systemic changes to improve safety.
Şirket, güvenliği artırmak için **sistemik** değişiklikler yaptı.
Racism is a systemic problem that requires deep changes.
Irkçılık, derin değişiklikler gerektiren **sistemik** bir sorundur.
We're not seeing just a few mistakes—these are systemic failures.
Sadece birkaç hata görmüyoruz—bunlar **sistemik** başarısızlıklar.
She addressed the systemic barriers women face in the workplace.
Kadınların iş yerinde karşılaştığı **sistemik** engellerden bahsetti.