"protracted" in Turkish
Definition
Beklenenden veya normalden daha uzun süren, genellikle gereksiz şekilde uzayan bir durum.
Usage Notes (Turkish)
'Protracted' resmi bir kelimedir ve çoğunlukla olumsuz veya yorucu durumlar için kullanılır, örneğin 'uzun süren savaş', 'uzun süren görüşmeler'. Olumlu durumlarda kullanılmaz.
Examples
The meeting turned into a protracted discussion.
Toplantı **uzun süren** bir tartışmaya dönüştü.
He suffered from a protracted illness.
O, **uzun süren** bir hastalık çekti.
The war became protracted and costly.
Savaş **uzun süren** ve maliyetli hale geldi.
After months of protracted negotiations, they finally reached an agreement.
Aylarca süren **uzun süren** görüşmelerin ardından nihayet anlaşmaya vardılar.
His recovery was more protracted than the doctors had hoped.
İyileşmesi doktorların umduğundan daha **uzun sürdü**.
We ended up in a protracted legal battle over the property.
Biz mülkle ilgili **uzun süren** bir hukuk mücadelesine girdik.