"playmaker" in Turkish
Definition
Özellikle futbol veya basketbolda, takımın gol fırsatları yaratmasını ve hücumu yönetmesini sağlayan oyuncudur. Mecazi olarak, iş dünyasında strateji ve fırsat yaratan kişiyi de anlatır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle orta saha veya oyun kurucu pozisyonundaki yaratıcı, lider oyuncular için kullanılır. Spor dışında da metaforik olarak yol açan, strateji kuran kişiler için kullanılır. Savunmacı veya forvetler için genelde kullanılmaz.
Examples
The team's best playmaker always sets up the goals.
Takımın en iyi **oyun kurucusu** her zaman golleri hazırlar.
He wants to become a playmaker like his idol.
O da idolü gibi bir **oyun kurucu** olmak istiyor.
A good playmaker helps the whole team.
İyi bir **oyun kurucu** tüm takıma yardımcı olur.
She's the creative playmaker who keeps surprising defenders.
O, savunmayı sürekli şaşırtan yaratıcı bir **oyun kurucu**.
Without a strong playmaker, the team struggles to attack.
Güçlü bir **oyun kurucu** olmadan, takım hücumda zorlanıyor.
In business, he's known as the playmaker behind every big deal.
İş dünyasında her büyük anlaşmanın arkasındaki **oyun kurucu** olarak bilinir.