Type any word!

"intransigent" in Turkish

uzlaşmazödün vermez

Definition

Fikir veya davranışlarından ödün vermeyen, başkalarıyla anlaşmaya yanaşmayan kişi.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok resmi veya politik tartışmalarda kullanılır. Uzlaşmayı reddeden, inatçı tutumlar için olumsuz bir anlam taşır.

Examples

He remained intransigent during the meeting.

Toplantı sırasında **uzlaşmaz** kaldı.

The manager was intransigent about the deadline.

Yönetici son tarih konusunda **uzlaşmaz**dı.

Her opinion was completely intransigent.

Onun görüşü tamamen **uzlaşmaz**dı.

It's hard to make progress when both sides are so intransigent.

Her iki taraf da bu kadar **uzlaşmaz** olunca ilerlemek zor.

The negotiations fell apart because the parties were too intransigent.

Taraflar çok **uzlaşmaz** olduğu için müzakereler başarısız oldu.

You don't have to be so intransigent; sometimes compromise is necessary.

Bu kadar **uzlaşmaz** olman gerekmiyor; bazen uzlaşma gereklidir.