Type any word!

"intractable" in Turkish

çözümü güçinatçı (sorun)

Definition

Yönetilmesi, kontrol edilmesi veya çözülmesi çok zor olan durum veya sorun.

Usage Notes (Turkish)

Akademik ve resmî ortamlarda sıkça kullanılır ('intractable pain', 'intractable conflict'). Günlük konuşmada insanlar için kullanılmaz.

Examples

The patient suffers from intractable pain.

Hasta **çözümü güç** bir ağrı çekiyor.

Climate change is an intractable global issue.

İklim değişikliği, küresel ölçekte **çözümü güç** bir sorundur.

The teachers found the student's behavior intractable.

Öğretmenler, öğrencinin davranışını **inatçı** buldu.

Negotiations stalled due to intractable differences between the two sides.

İki taraf arasındaki **çözümü güç** farklılıklar nedeniyle müzakereler durdu.

Doctors tried everything, but the infection proved intractable.

Doktorlar her şeyi denedi, ancak enfeksiyon **çözümü güç** çıktı.

The debate over the new law became intractable as both parties refused to compromise.

Yeni yasa üzerindeki tartışma, her iki taraf da uzlaşmayı reddettiği için **çözümü güç** hale geldi.