"grubstake" in Turkish
Definition
Özellikle madenci ya da altın arayıcıya, karşılığında kârın bir kısmı karşılığında işine başlaması için verilen para ya da yardımlar.
Usage Notes (Turkish)
Genelde tarihi ve altın arama bağlamında kullanılır. Günlük dilde nadiren görülür. 'to grubstake' fiil olarak da kullanılabilir (birini desteklemek anlamında).
Examples
He gave his friend a grubstake to start digging for gold.
Arkadaşına altın arayabilmesi için **grubstake** verdi.
The prospector needed a grubstake before heading west.
Madenci, batıya gitmeden önce bir **grubstake**’e ihtiyacı vardı.
She used her life savings as a grubstake for her first expedition.
İlk keşif gezisi için hayatı boyunca biriktirdiği parayı **grubstake** olarak kullandı.
Back in the gold rush, a grubstake could mean the difference between striking it rich and going home broke.
Altına hücum zamanında, bir **grubstake** zengin olmakla eli boş dönmek arasındaki farkı belirleyebilirdi.
These days, people might call a business loan a modern grubstake.
Günümüzde insanlar iş kredisine modern bir **grubstake** diyebilir.
He managed to find someone willing to grubstake his risky adventure.
Tehlikeli macerası için ona **grubstake** sağlamaya razı birini buldu.