"foisting" in Turkish
Definition
Birine istemediği bir şeyi hileli veya gizli bir şekilde zorla kabul ettirmek.
Usage Notes (Turkish)
Günlük ve resmi olmayan konuşmalarda kullanılır. Genellikle 'foist something on/upon someone' ifadeleriyle geçer ve istenmeyen görev veya ürünlerle ilişkilidir. Kandırma veya adaletsizlik içerir.
Examples
He keeps foisting his old clothes onto me.
Sürekli eski kıyafetlerini bana **dayatıyor**.
They are foisting extra work on us.
Bize fazladan iş **dayatıyorlar**.
Stop foisting your opinions on me.
Fikirlerini bana **dayatmayı** bırak.
Don’t let them get away with foisting responsibility onto you.
Onların sorumluluğu sana **dayatmasına** izin verme.
The salesman was foisting useless gadgets on unsuspecting customers.
Satıcı, habersiz müşterilere işe yaramaz aletleri **dayatıyordu**.
I ended up foisting the dessert on my friends because I was too full.
Çok tok olduğumdan sonunda tatlıyı arkadaşlarıma **dayatmak** zorunda kaldım.