"dissuaded" in Turkish
Definition
Bir kişinin bir şeyi yapmaktan vazgeçmesini sağlamak; fikrini değiştirip o eylemden uzaklaştırmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve sıklıkla 'from' ile kullanılır ('bir şeyi yapmaktan vazgeçirmek'). Zorlamak yerine mantıklı veya nazikçe ikna etme anlamı taşır.
Examples
Her parents dissuaded her from quitting school.
Ailesi onun okulu bırakmasından **vazgeçirdi**.
I was dissuaded by his strong arguments.
Onun güçlü argümanlarıyla **vazgeçirildim**.
The cost dissuaded many people from buying the ticket.
Fiyat, birçok insanı bilet almaktan **vazgeçirdi**.
Nothing could have dissuaded her once she made up her mind.
Karar verdikten sonra hiçbir şey onu **vazgeçiremezdi**.
I tried to warn him, but he couldn’t be dissuaded.
Ona uyarmaya çalıştım ama **vazgeçirilemedi**.
They were almost dissuaded by the bad weather, but still decided to go.
Kötü hava neredeyse onları **vazgeçirdi**, ama yine de gitmeye karar verdiler.