"disassociated" in Turkish
Definition
Bir kişinin ya da şeyin bir grup, durum veya fikirden ayrılmış, uzaklaşmış ya da bağlantısız hale gelmiş olması durumu; duygusal olarak da kendini kopuk hissetmek anlamında kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Psikolojik, akademik veya resmi bağlamlarda daha sık geçer; 'ayrılmış' ya da 'kopuk'tan daha resmidir. Kişilerin ruhsal/düşünsel kopukluğunu da tanımlar.
Examples
He felt disassociated from the group after moving to a new city.
Yeni bir şehre taşındıktan sonra kendini gruptan **ayrışmış** hissetti.
The patient appeared disassociated during the interview.
Mülakat sırasında hasta **ayrışmış** görünüyordu.
The brand has disassociated itself from the controversial ad campaign.
Marka, tartışmalı reklam kampanyasından kendini **ayrışmış** durumda tuttu.
After years in the industry, she felt completely disassociated from its values.
Yıllarca sektörde çalıştıktan sonra kendini tamamen değerlerinden **kopuk** hissetti.
He sounded so disassociated on the call, like he didn’t care about any of it anymore.
Telefonda sesi o kadar **kopuk** geliyordu ki, sanki artık hiçbir şey umurunda değil.
Sometimes when I’m stressed, I become disassociated and just zone out for a while.
Bazen stresliyken, **ayrışmış** hissedip bir süre dalıp gidiyorum.