Type any word!

"corroborating" in Turkish

destekleyicidoğrulayan

Definition

Bir şeyin doğru veya gerçek olduğunu gösteren ek kanıt veya destek sağlamak.

Usage Notes (Turkish)

Resmi ve genellikle hukuki, akademik veya araştırma bağlamlarında kullanılır. Sıklıkla 'evidence', 'testimony', 'statement' kelimeleriyle birlikte, bir iddiayı kanıtla desteklemek için kullanılır.

Examples

The witness gave corroborating evidence in court.

Tanık mahkemede **destekleyici** kanıt sundu.

She found corroborating documents for her research.

Araştırması için **doğrulayan** belgeler buldu.

The experiment produced corroborating results.

Deney **destekleyici** sonuçlar üretti.

We're still looking for corroborating witnesses before moving forward.

İleri gitmeden önce hâlâ **destekleyici** tanıklar arıyoruz.

Do you have any corroborating information to back that up?

Bunu destekleyecek herhangi bir **doğrulayan** bilgin var mı?

Her story was strong, but the corroborating details made it even more convincing.

Hikayesi güçlüydü, ancak **destekleyici** ayrıntılar onu daha da ikna edici yaptı.