"contrivance" in Turkish
Definition
Belirli bir amaç için ustalıkla tasarlanmış alet veya icat anlamına gelir. Ayrıca yapay veya zorlamayla ortaya çıkan bir durumu ifade edebilir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi ve edebi metinlerde kullanılır. Hem gerçek aletler hem de hikayede zorlama durumlar için uygundur ('a clever contrivance', 'plot's contrivance').
Examples
Do you really think that contrivance is going to fool anyone?
Gerçekten bu **yapaylık** kimseyi kandıracağını mı sanıyorsun?
The inventor showed his latest contrivance to the audience.
Mucit, son **düzenek**ini izleyicilere gösterdi.
This simple contrivance helps open bottles more easily.
Bu basit **düzenek**, şişeleri daha kolay açmaya yarar.
She built a contrivance from old parts to fix the door.
Kapıyı tamir etmek için eski parçalardan bir **düzenek** yaptı.
The villain’s escape was pure contrivance—it didn’t feel real at all.
Kötü adamın kaçışı tam bir **yapaylık**tı—hiç gerçekçi gelmedi.
Their plan relied on a complicated contrivance, but it actually worked.
Planları karmaşık bir **düzenek**e dayanıyordu ama gerçekten işe yaradı.