Type any word!

"consorting" in Turkish

birlikte olmak (kötü anlamda)ilişkide bulunmak

Definition

Genellikle kötü olarak görülen kişilerle zaman geçirmek; olumsuz veya şüpheli bir ilişkiyi ima eder.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle resmi veya yasal metinlerde, olumsuz ilişkiler tanımlanırken kullanılır. 'Suçlularla birlikte olmak' gibi kalıplarla sıkça geçer, günlük dilde nadirdir.

Examples

He was arrested for consorting with known thieves.

Bilinen hırsızlarla **birlikte olduğu** için tutuklandı.

The law forbids consorting with enemy agents.

Yasa, düşman ajanlarla **birlikte olmayı** yasaklar.

She was accused of consorting with criminals.

O, suçlularla **birlikte olmakla** suçlandı.

Rumors spread quickly about him consorting with people from the rival gang.

Rakip çeteden kişilerle **birlikte olduğu** dedikodusu hızla yayıldı.

He got into trouble for consorting where he shouldn't have been.

Olmaması gereken yerde **birlikte olduğu** için başı belaya girdi.

People whispered about her consorting with troublemakers after dark.

İnsanlar, onun hava karardıktan sonra serserilerle **birlikte olduğu** hakkında fısıldaşıyordu.