"captivate" in Turkish
Definition
Birinin dikkatini veya ilgisini tamamen çekmek ve bırakmamak; genellikle çok güzel veya etkileyici bir şey sayesinde olur.
Usage Notes (Turkish)
Performans, insanlar veya hikâyeler gibi dikkat çeken şeyler için kullanılır. 'Captivating' sıklıkla 'büyüleyici' anlamında kullanılır. Nesneler için genellikle kullanılmaz.
Examples
The magician's tricks captivate the audience.
Sihirbazın numaraları izleyicileri **büyülüyor**.
Her smile can captivate anyone.
Onun gülümsemesi herkesi **büyüleyebilir**.
The story will captivate young readers.
Bu hikaye genç okuyucuları **büyüleyecek**.
That movie really captivated me from the very first scene.
O film beni ilk sahnesinden itibaren gerçekten **büyüledi**.
It's hard not to be captivated by the beauty of the night sky.
Gece gökyüzünün güzelliğine **kapılmamak** zor.
The speaker's passion and energy captivated the entire crowd.
Konuşmacının tutkusu ve enerjisi tüm kalabalığı **büyüledi**.