"box in" in Turkish
Definition
Birini veya bir şeyi çevreleyip hareket özgürlüğünü kısıtlamak veya kaçışını engellemek. Hem gerçek hem de mecazi anlamda kullanılabilir.
Usage Notes (Turkish)
Gündelik dilde yaygındır. Hem fiziksel olarak bir yere sıkışmayı hem de alternatiflerin kısıtlı olmasını ifade eder. 'boxed in by...' şeklinde neden belirtilir.
Examples
I parked too close and now I'm boxed in.
Çok yakın park ettim, şimdi **kısıtlandım**.
She felt boxed in at her job.
İşinde **sıkışmış** gibi hissediyordu.
The car was boxed in by two trucks.
Araba iki kamyon arasında **sıkışmıştı**.
Don’t let others box you in—go after what you want.
Başkalarının seni **kısıtlamasına** izin verme—istediğini yap.
I hate feeling boxed in by so many rules.
Bu kadar çok kural yüzünden **sıkışmış** hissetmekten nefret ediyorum.
The trees boxed in the little cottage, making it feel cozy but isolated.
Ağaçlar küçük kulübeyi **çevreleyerek** onu hem sıcak hem de izole hissettirdi.