Type any word!

"bludgeoning" in Turkish

dövmekşiddetli baskı (mecazi)

Definition

Birine veya bir şeye ağır bir nesneyle çok sert vurmak anlamına gelir. Mecazi olarak ise yoğun baskı ya da ikna yöntemlerini tarif etmek için de kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Kelimenin asıl anlamı genellikle resmi ya da edebi metinlerde kullanılır. 'a bludgeoning argument' gibi ifadeler yoğun baskı ya da ısrarı anlatır. Günlük konuşmada tercih edilmez.

Examples

The victim showed signs of bludgeoning on his arms.

Mağdurun kollarında **dövmek** izleri vardı.

He was accused of bludgeoning the door to force it open.

Kapıyı açmak için **dövmek** ile suçlandı.

The movie showed the villain bludgeoning his opponent.

Filmde kötü adam rakibini **dövmek** gösteriyordu.

Her arguments felt like a constant bludgeoning that left me exhausted.

Onun argümanları sürekli bir **şiddetli baskı** gibiydi, bu da beni yordu.

He survived years of emotional bludgeoning from his boss.

Patronundan yıllarca duygusal **şiddetli baskı**ya dayandı.

It wasn’t persuasion—it was a bludgeoning until I agreed.

Bu bir ikna değildi—kabul edene kadar bir **şiddetli baskı**ydı.