"afforded" in Turkish
Definition
'Afforded', birine imkan veya fırsat sağlamak, değerli bir şeyi sunmak anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya yazılı İngilizcede kullanılır. 'Fırsat sağladı', 'yasaların tanıdığı haklar' gibi kalıplarla yaygındır. Ekonomik anlamdaki 'afford' ile karıştırmayın.
Examples
The program afforded him the chance to study abroad.
Program ona yurt dışında okuma **imkanı sağladı**.
His position afforded special privileges.
Pozisyonu ona özel ayrıcalıklar **sağladı**.
The new law afforded more protection to workers.
Yeni yasa, işçilere daha fazla koruma **sağladı**.
That meeting afforded us a great opportunity to collaborate.
O toplantı bize harika bir işbirliği **imkanı sağladı**.
We took full advantage of the freedom afforded by the summer break.
Yaz tatilinin **sağladığı** özgürlüğü sonuna kadar kullandık.
Her connections afforded her insight into the industry that others didn’t have.
Bağlantıları ona başkalarının sahip olmadığı sektör hakkında **içgörü sağladı**.