widespread” in Turkish

yaygın

Definition

Bir şeyin çok sayıda yerde gerçekleşmesi veya çok kişiyi/şeyi etkilemesi durumu.

Usage Notes (Turkish)

Genelde resmi veya nötr durumlarda, 'yaygın sorunlar', 'yaygın destek' gibi kullanılır. Küçük ölçekli veya bireysel durumlar için uygun değildir.

Examples

There is widespread damage after the storm.

Fırtınadan sonra **yaygın** hasar var.

The disease became widespread in the village.

Hastalık köyde **yaygın** hale geldi.

There is widespread support for the new law.

Yeni yasa için **yaygın** destek var.

Corruption is widespread in many parts of the world.

Dünyanın birçok yerinde yolsuzluk **yaygındır**.

Rumors of the merger became widespread after the meeting.

Toplantıdan sonra birleşme söylentileri **yaygınlaştı**.

It's widespread knowledge that he plans to retire soon.

Onun yakında emekli olmayı planladığı **yaygın** bir bilgidir.