“tolerance” in Turkish
Definition
Kişinin kendi düşünce ve inançlarından farklı olanları kabul edebilme hali. Ayrıca zor koşullara, acıya ya da bir maddeye karşı vücudun direnç gösterme gücü anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
Dinî, ırksal veya politik alanlarda hoşgörü örneği görülür. Tıbbi olarak vücudun bir maddeye karşı 'tolerans' kazanması veya mühendislikte 'tolerans' (parça uyumu) olarak da geçer. 'Sıfır tolerans' tamamen reddetmek anlamında.
Examples
The school promotes tolerance and respect for all cultures.
Okul, tüm kültürlere karşı **hoşgörü** ve saygıyı teşvik ediyor.
Over time, his body built up a tolerance to the medication.
Zamanla vücudu ilaca karşı **tolerans** geliştirdi.
There is zero tolerance for bullying in this workplace.
Bu işyerinde zorbalığa karşı **sıfır tolerans** vardır.
Living abroad really expanded my tolerance for different ways of thinking.
Yurtdışında yaşamak, farklı düşünce tarzlarına karşı **hoşgörümü** artırdı.
I have a low tolerance for people who are rude to waitstaff.
Garsonlara kaba olanlara karşı **hoşgörüm** düşüktür.
The parts must be manufactured within strict tolerances to fit together properly.
Parçaların uygun şekilde uyması için sıkı **toleranslarla** üretilmesi gerekir.