restraints” in Turkish

kısıtlamaengelkısıtlayıcı cihazlar

Definition

Eylemleri veya hareketleri sınırlandıran ya da kontrol eden şeylerdir. Fiziksel cihazlar veya kurallar anlamına gelebilir.

Usage Notes (Turkish)

Hem fiziksel cihazlar (kemer, kelepçe) hem de soyut kurallar veya kısıtlamalar için kullanılır. Sıklıkla 'kısıtlama getirmek', 'kısıtlamaları kaldırmak', 'mali kısıtlamalar' şeklinde geçer. Özellikle tıbbi/ hukuki alanlarda fiziksel hareketi engelleyen cihazları da ifade edebilir.

Examples

The doctor used restraints to keep the patient safe.

Doktor hastayı güvende tutmak için **kısıtlama** kullandı.

There are strict restraints in the library.

Kütüphanede katı **kısıtlamalar** var.

He broke free from the restraints.

O, **kısıtlamalardan** kurtuldu.

Budget restraints made it hard to hire more people.

Bütçe **kısıtlamaları** daha fazla insan işe almayı zorlaştırdı.

Parents sometimes put restraints on screen time for kids.

Ebeveynler bazen çocukların ekran süresine **kısıtlama** getirirler.

I hate feeling like there are so many restraints on what I can do.

Yapabileceklerim üzerinde bu kadar çok **kısıtlama** olması beni rahatsız ediyor.