“prolong” in Turkish
Definition
Bir şeyin süresini normalden daha fazla uzatmak veya devam ettirmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi ve teknik ortamlarda kullanılır. 'prolong life', 'prolong the meeting' gibi zamanla ilgili isimlerle sıkça görülür. Kasıtlı olarak uzatmak anlamı taşır.
Examples
The doctor tried to prolong the patient's life.
Doktor, hastanın yaşamını **uzatmaya** çalıştı.
Heavy traffic can prolong your travel time.
Yoğun trafik seyahat sürenizi **uzatabilir**.
We decided to prolong our stay by one more day.
Kalışımızı bir gün daha **uzatmaya** karar verdik.
Don't prolong the meeting—everyone's ready to leave.
Toplantıyı **uzatma**—herkes gitmeye hazır.
Taking breaks can prolong your ability to focus.
Mola vermek odaklanma sürenizi **uzatabilir**.
She tried to prolong the conversation because she enjoyed his company.
Onunla vakit geçirmekten hoşlandığı için sohbeti **uzatmaya** çalıştı.