“prejudice” in Turkish
Definition
Yeterli bilgi veya düşünce olmadan bir kişi ya da gruba karşı haksız ve mantıksız biçimde oluşan olumsuz düşünce veya duygu.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla 'birine karşı önyargı' şeklinde kullanılır. 'Bias'tan farklı olarak deneyim veya bilgiden yoksunluğu vurgular. Hem günlük hem resmî dilde kullanılır.
Examples
She was judged because of prejudice against her background.
Geçmişine karşı olan **önyargı** nedeniyle yargılandı.
Fighting prejudice takes education and understanding.
**Önyargı** ile mücadele eğitim ve anlayış gerektirir.
Many people carry unconscious prejudice without realizing it.
Birçok insan farkında olmadan bilinçsiz **önyargı** taşır.
The movie challenges viewers to rethink their own prejudice.
Film, izleyicilere kendi **önyargılarını** tekrar düşünmelerini sağlıyor.
Prejudice can hurt people's feelings and limit their opportunities.
**Önyargı** insanların duygularını incitebilir ve fırsatlarını kısıtlayabilir.
Don't let old prejudice stop you from making new friends.
Eski **önyargıların** yeni arkadaşlar edinmene engel olmasına izin verme.