preemptive” in Turkish

önleyiciönceden yapılan (tehlikeyi önlemek için)

Definition

Bir sorun ya da tehdit ortaya çıkmadan önce, onu önlemek amacıyla yapılan hareket veya önlem.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle resmi, teknik veya askeri dilde, örneğin 'preemptive strike' (önleyici saldırı), 'preemptive measures' (önleyici tedbirler) gibi kullanılır. 'Preventive'den farklı olarak, hamleyi ilk yapan tarafı vurgular.

Examples

She gave a preemptive apology before any complaints were made.

Şikayet gelmeden **önleyici** bir özür diledi.

The army took preemptive action to stop the attack.

Ordu saldırıyı durdurmak için **önleyici** bir hamle yaptı.

We should take preemptive steps against possible problems.

Olası sorunlara karşı **önleyici** adımlar atmalıyız.

His preemptive move caught everyone off guard in the negotiation.

Müzakerede attığı **önleyici** adım herkesi şaşırttı.

They launched a preemptive campaign to address rumors before they spread.

Onlar, söylentiler yayılmadan önce onları ele almak için **önleyici** bir kampanya başlattı.

Making a preemptive phone call saved us from a lot of trouble later.

Bir **önleyici** telefon araması daha sonra bizi pek çok sorundan kurtardı.