“precinct” in Turkish
Definition
Daha büyük bir alan içinde, oy verme, polis çalışmaları veya idari işler için belirlenmiş bölge ya da alan; ayrıca bir binanın çevresindeki kapalı alan anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
En çok 'voting precinct' (oy sandığı bölgesi), 'police precinct' (polis bölgesi) gibi ifadelerde geçer. 'Mahalle' gibi günlük sözcüklerden daha resmidir ve bağlama göre anlamı değişir.
Examples
Only staff can enter the secure precinct behind the main building.
Ana binanın arkasındaki güvenli **alanda** sadece personel bulunabilir.
I vote at the precinct near my school.
Okuluma yakın **bölgede** oy kullanıyorum.
The officer works in the downtown precinct.
Memur şehir merkezindeki **karakol bölgesinde** çalışıyor.
No cars are allowed inside the temple precinct.
Tapınak **alanına** araç giremez.
Turnout was surprisingly high in our precinct this year.
Bu yıl bizim **bölgemizde** katılım şaşırtıcı derecede yüksekti.
She spent most of the night at the 12th precinct filing reports.
O gecenin çoğunu 12. **karakol bölgesinde** rapor doldurarak geçirdi.