“preach” in Turkish
Definition
Dini bir konuşma veya vaaz vermek, genellikle kilisede; ayrıca birine ne yapması veya neye inanması gerektiğini ısrarla söylemek anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Dini bağlamlarda sık kullanılır ('preach a sermon'), ama birine sürekli akıl verirken de söylenir ('don't preach at me'). Dini olmayan durumda olumsuz algılanabilir.
Examples
The priest preached to the congregation every Sunday.
Rahip her pazar cemaate **vaaz verdi**.
He likes to preach about being honest.
Dürüstlük hakkında **vaaz vermeyi** sever.
She was preaching kindness to the children.
Çocuklara iyiliği **vaaz ediyordu**.
I don't want to preach, but you really should get some rest.
**Vaaz vermek** istemem ama gerçekten biraz dinlenmelisin.
Stop preaching—let people live their own lives.
**Vaaz vermeyi** bırak—bırak insanlar kendi hayatlarını yaşasın.
He always preaches about saving money but spends a lot himself.
Hep para biriktirmeyi **vaaz eder** ama kendisi çok harcar.