polish” in Turkish

parlatmakcilâoje

Definition

Bir nesnenin yüzeyini parlatmak, daha düzgün ve parlak hale getirmek veya bunu sağlayan madde. Ayakkabı cilası veya oje gibi.

Usage Notes (Turkish)

‘Polish’ fiili ayakkabı, masa gibi nesneler üzerinde ve yetenek, konuşma gibi soyut şeylerde geliştirip parlatmak için kullanılır. ‘Polish’ (Polonya ile ilgili) ile karıştırmayın.

Examples

I polish my shoes every Sunday.

Her Pazar ayakkabılarımı **parlatırım**.

She used red polish on her nails.

Tırnaklarına kırmızı **oje** sürdü.

This table needs more polish.

Bu masanın daha fazla **cilâya** ihtiyacı var.

Your presentation is good, but you should polish the ending.

Sunumun iyi, ama sonunu biraz daha **parlatmalısın**.

We spent the afternoon polishing the old silver for dinner.

Akşam yemeği için eski gümüşleri **parlatmakla** öğleden sonra vakit geçirdik.

The app is useful, but it still needs some polish.

Uygulama faydalı ama hâlâ biraz **cilâya** ihtiyacı var.