"pioneer" in Turkish
Definition
Öncü; bir alanda ilk defa yeni bir şey yapan, keşfeden veya geliştiren kişidir. Ayrıca bir şeyi ilk kez başlatmak anlamında da fiil olarak kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Hem tarihi anlamda (Amerika'daki öncüler gibi) hem de modern (teknoloji, tıp vb. alanlarda öncü) olarak kullanılır. Fiil hâlinde 'to pioneer' ifadesi saygın bir anlam katar. 'pioneer in', 'pioneering work', 'pioneering spirit' gibi kalıplarda sıkça geçer.
Examples
Marie Curie was a pioneer in the field of radioactivity research.
Marie Curie, radyoaktivite araştırmaları alanında bir **öncü**ydü.
The pioneers traveled west in covered wagons to find new land.
**Öncüler**, yeni topraklar bulmak için üstü kapalı arabalarla batıya gittiler.
He is considered a pioneer of modern computer science.
O, modern bilgisayar biliminin bir **öncüsü** olarak kabul edilir.
The company pioneered the use of renewable energy in manufacturing, and now the whole industry is following their lead.
Şirket, üretimde yenilenebilir enerji kullanımını **ilk kez başlattı** ve şimdi tüm sektör onları takip ediyor.
It takes a real pioneering spirit to leave everything behind and start a business in a country where you don't even speak the language.
Bilmediğiniz bir dilin konuşulduğu bir ülkede her şeyi bırakıp iş kurmak için gerçek bir **öncü ruh** gerekir.
She's a true pioneer—when everyone said streaming music would never work, she built the platform anyway and proved them all wrong.
O gerçekten bir **öncü**—herkes müzik akışının asla başarılı olmayacağını söylediğinde bile platformu kurdu ve herkesi yanılttı.