“persuade” in Turkish
Definition
Birine sebepler, argümanlar veya cesaretlendirme ile bir şey yaptırmak ya da inandırmak. Genellikle kişinin fikrini değiştirmesini sağlar.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'persuade someone to do something' veya 'persuade someone that...' kalıplarıyla kullanılır. 'Encourage'dan daha etkilidir; ikna edildiğinde kişi çoğunlukla kabul eder. Günlük konuşmada 'convince' daha yaygındır, 'persuade' ise biraz daha resmidir.
Examples
She persuaded me to try the new restaurant.
Beni yeni restoranda denemeye **ikna etti**.
He could not persuade his brother that he was right.
Kardeşini haklı olduğuna **ikna edemedi**.
Good luck persuading her to change her mind.
Onu fikrini değiştirmeye **ikna etmekte** bol şans.
We finally persuaded them to stay for dinner.
Sonunda onları akşam yemeğine kalmaya **ikna ettik**.
It didn't take much to persuade him once he saw the numbers.
Sayılara baktıktan sonra onu **ikna etmek** çok zor olmadı.
I'm not trying to persuade you—I'm just telling you what happened.
Seni **ikna etmeye** çalışmıyorum—sadece olanı anlatıyorum.