“opposing” in Turkish
Definition
Bir şeyin, fikrin veya kişinin karşısında olan ya da ona karşı olan kişi ya da şey için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'opposing team', 'opposing views' gibi isimlerden önce gelir. Sadece ‘farklı’ değil, aktif bir karşıtlık veya direnç vurgular. Spor ve tartışmalarda sıkça kullanılır.
Examples
My brother and I support opposing sides.
Kardeşimle ben **karşıt** tarafları destekliyoruz.
The debate got heated as the opposing candidates challenged each other.
**Karşıt** adaylar birbirine meydan okudukça tartışma alevlendi.
We listened to both opposing arguments before making a decision.
Karar vermeden önce iki **karşıt** argümanı da dinledik.
It's hard to find common ground between such opposing viewpoints.
Bu kadar **karşıt** bakış açısı arasında ortak bir zemin bulmak zor.
The opposing teams met on the field.
**Karşıt** takımlar sahada buluştu.
They have opposing opinions about the new law.
Onların yeni yasa hakkında **karşıt** görüşleri var.