“oblivion” in Turkish
Definition
Bir şeyin ya da birinin tamamen unutulmuş veya bilinmez olması durumu, ya da bilinçsizlik hâli.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ya da edebi dilde geçer, günlük konuşmada nadiren kullanılır. Tarih veya toplum tarafından unutulma ('unutulmuşluğa karışmak') ya da bilinçsizlik için kullanılır. 'Amnezi' (bellek kaybı) ile karıştırmayın. 'Unutulmuşluğa gömülmek', 'unutulmuşluk aramak' deyimleri yaygındır.
Examples
The old book faded into oblivion.
Eski kitap **unutulmuşluğa** karıştı.
He drank to forget and find oblivion.
Unutmak ve **unutulmuşluk** bulmak için içki içti.
Many artists fear falling into oblivion.
Birçok sanatçı, **unutulmuşluk** korkusu yaşar.
After so many years, his achievements slipped into oblivion.
Yıllar sonra başarıları **unutulmuşluğa** karıştı.
Sometimes I wish I could sink into oblivion and leave my worries behind.
Bazen keşke tüm kaygılarımı geride bırakıp **unutulmuşluğa** gömülebilsem diyorum.
Without new discoveries, the civilization was left to oblivion.
Yeni keşifler olmadıkça medeniyet **unutulmuşluğa** terk edildi.