lingering” in Turkish

uzun sürenkalıcıgeçmeyen

Definition

Kolayca kaybolmayan veya uzun süre devam eden şeyler için kullanılır; genellikle duygular, kokular veya etkiler.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok edebi veya betimleyici bir şekilde kullanılır. 'lingering smell', 'lingering doubts', 'lingering feelings' gibi kalıplar yaygındır; bir olgunun normalden uzun süre kalıcı olduğunu vurgular.

Examples

There was a lingering smell of coffee in the kitchen.

Mutfakta hâlâ bir **uzun süren** kahve kokusu vardı.

He felt a lingering sadness after she left.

O, gittikten sonra hâlâ bir **kalıcı** hüzün hissediyordu.

I have a lingering cough that just won't go away.

Bir türlü geçmeyen bir **uzun süren** öksürüğüm var.

The rain stopped, but there was a lingering mist over the hills.

Yağmur dindi ama tepelerin üzerinde hâlâ bir **uzun süren** sis vardı.

Despite her apology, there's still a lingering sense of mistrust.

Onun özrüne rağmen hâlâ bir **kalıcı** güvensizlik var.

The movie left a lingering impression on everyone who watched it.

Film, izleyen herkeste **kalıcı** bir izlenim bıraktı.