“lighthouse” in Turkish
Definition
Sahilde bulunan, tepesinde güçlü bir ışık bulunan ve gemilere yol gösteren yüksek bir yapıdır.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla geleneksel deniz feneri anlamında kullanılır; küçük ışıklar veya şamandıralar için kullanılmaz. Manevi rehber ve ilham anlamında da ('hayatımda bir deniz feneri' gibi) kullanılır. 'Deniz feneri bekçisi' için 'fenerci' denir.
Examples
The lighthouse keeper turns on the light every evening.
**Deniz feneri** bekçisi her akşam ışığı açar.
From the beach, we could see the lighthouse blinking all night long.
Plajdan, gece boyunca **deniz feneri**nin yanıp söndüğünü görebiliyorduk.
The old lighthouse is now a small museum you can visit.
Eski **deniz feneri** artık gezilebilen küçük bir müze oldu.
She has always been a lighthouse for her friends during hard times.
Zor zamanlarda o, arkadaşları için hep bir **deniz feneri** olmuştur.
The lighthouse stands on the cliff above the sea.
**Deniz feneri** denizin üzerindeki kayalığın tepesinde duruyor.
Ships use the lighthouse to find their way at night.
Gemiler gece yol bulmak için **deniz feneri** kullanır.