labyrinth” in Turkish

labirent

Definition

Birbirine geçen karmaşık yollar veya geçitler ağı. Aynı zamanda çok karmaşık veya anlaşılması zor bir şeyi de ifade edebilir.

Usage Notes (Turkish)

Hem gerçek labirentler hem de karmaşık durumlar için kullanılabilir. 'Maze'den daha resmidir. Anatomide de kullanılır.

Examples

The children played in the labyrinth in the garden.

Çocuklar bahçedeki **labirentte** oynadı.

The cave system was a real labyrinth.

Mağara sistemi gerçek bir **labirent**ti.

He got lost in the labyrinth of city streets.

Şehir sokaklarının **labirentinde** kayboldu.

Life can feel like a labyrinth sometimes, with so many choices and paths.

Hayat bazen çok fazla yol ve seçenekle bir **labirent** gibi gelebilir.

The plot of that novel is a psychological labyrinth—it’s hard to know what’s real.

O romanın konusu psikolojik bir **labirent**—neyin gerçek olduğunu anlamak zor.

After hours of paperwork, I felt stuck in a bureaucratic labyrinth.

Saatler süren evrak işinden sonra bürokratik bir **labirentin** içinde sıkışmış hissettim.