“invent” in Turkish
Definition
Daha önce olmayan bir şeyi tamamen yeni olarak oluşturmak veya tasarlamak. Bazen gerçek olmayan hikâye ya da mazeret uydurmak anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'invent a machine' gibi bilimsel veya yaratıcı durumlarda kullanılır. Gündelik dilde ise 'invent an excuse' ile bahane uydurmak anlamında da geçer. 'discover' ile karıştırmayın; 'discover' mevcut olanı bulmak demektir.
Examples
Thomas Edison invented the light bulb.
Thomas Edison ampulü **icat etti**.
It's hard to invent something new.
Yeni bir şey **icat etmek** zordur.
He likes to invent stories.
O, hikâyeler **uydurmayı** sever.
Do you really think you can invent a gadget that changes the world?
Gerçekten dünyayı değiştirecek bir alet **icat edebileceğini** düşünüyor musun?
"Don't just invent an excuse—tell me what really happened," she said.
"Sadece bir **bahane uydurma**—gerçekte ne olduğunu söyle," dedi.
Sometimes you have to invent solutions to problems no one else has thought of.
Bazen kimsenin düşünmediği problemlere çözümler **icat etmek** gerekir.