“inflict” in Turkish
Definition
Birinin zarar, acı veya ceza gibi olumsuz bir şeyi yaşamasına neden olmak.
Usage Notes (Turkish)
'inflict' resmi ve ciddi durumlardadır; genellikle 'pain', 'damage', 'injury', 'punishment' gibi olumsuz kelimelerle birlikte kullanılır. Olumlu şeyler için kullanılmaz.
Examples
The storm inflicted heavy damage on the village.
Fırtına köye büyük zarar **verdi**.
He was sorry to inflict pain on his friend.
Arkadaşına acı **verdiği** için üzgündü.
The new law will inflict harsh punishment on criminals.
Yeni yasa suçlulara ağır ceza **verecek**.
I didn't mean to inflict my problems on you.
Sorunlarımı sana **yüklemek** istememiştim.
The critics inflicted harsh words on the director after the movie premiered.
Eleştirmenler filmden sonra yönetmene sert sözler **söyledi**.
If you lie, it might inflict more harm than you think.
Eğer yalan söylersen, düşündüğünden daha fazla zarar **verebilirsin**.