“impenetrable” in Turkish
Definition
Geçilemeyen veya erişilemeyen bir şeyi, ayrıca anlaması çok zor olan bir durumu ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Sıradan engeller için değil, fiziksel olarak geçilmez veya soyut olarak anlaşılmaz şeylerde kullanılır. 'Geçilmez orman', 'anlaşılmaz matematik problemi' gibi tamlamalarda görülür.
Examples
The cave was hidden behind an impenetrable wall of bushes.
Mağara, **geçilmez** bir çalı duvarının arkasında saklıydı.
We stared at the impenetrable forest, wondering how anyone could get through.
**Geçilmez** ormana bakıp, birinin nasıl geçebileceğini merak ettik.
This math problem seems impenetrable to me.
Bu matematik problemi bana tamamen **anlaşılmaz** görünüyor.
They built an impenetrable fence around the garden.
Bahçenin etrafına **geçilmez** bir çit yaptılar.
Her explanation was so dense, it felt totally impenetrable.
Onun açıklaması o kadar karmaşıktı ki tamamen **anlaşılmaz** geldi.
Sometimes his handwriting is just impenetrable—I can't read a thing.
Bazen el yazısı o kadar **anlaşılmaz** ki—hiçbir şey okuyamıyorum.