hurried” in Turkish

aceletelaşlı

Definition

Yeterli zaman olmadığı için hızlıca ya da aceleyle yapılan bir şeyi ifade eder.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle bir davranış veya hareketi tanımlar ('hurried decision' gibi). 'Frantic' kadar yoğun bir telaş hissettirmez.

Examples

He gave a hurried answer and left the room.

O **acele** bir cevap verip odadan çıktı.

She wrote a hurried note before going to work.

O işe gitmeden önce **acele** bir not yazdı.

They made a hurried decision without thinking it through.

Düşünmeden **acele** bir karar verdiler.

After his alarm didn't go off, his whole morning was a hurried mess.

Alarmı çalmayınca, sabahı tam bir **acele** karmaşaya döndü.

I could tell by her hurried footsteps that she was running late.

Onun **acele** adımlarından geç kaldığını anlayabiliyordum.

The meeting ended with a hurried goodbye.

Toplantı **acele** bir veda ile sona erdi.