hounding” in Turkish

rahatsız etmepeşini bırakmama

Definition

Birini sürekli rahatsız etmek, kovalamak veya baskı yapmak; genellikle istenmeyen ve agresif şekilde.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle olumsuz ve istenmeyen davranışları anlatır. 'hounding the press', 'hounding someone for answers' gibi kalıplarda geçer. Köpek ile ilgili değildir.

Examples

The reporters kept hounding her outside the building.

Muhabirler bina dışında onu sürekli **rahatsız ediyordu**.

He was tired of his boss hounding him for updates.

Patronunun sürekli güncelleme **istemesinden** bıkmıştı.

Stop hounding your sister; give her some space.

Kız kardeşini **rahatsız etmeyi** bırak; ona biraz alan tanı.

No matter what I do, debt collectors keep hounding me.

Ne yaparsam yapayım, borç tahsildarları beni **rahat bırakmıyor**.

She felt like the paparazzi were constantly hounding her.

Kendini paparazzilerin sürekli **peşini bırakamadığını** hissediyordu.

People keep hounding me about when I’m going to finish my project.

Sürekli insanlar bana proje ne zaman bitecek diye **ısrar ediyor**.