“handcuffed” in Turkish
Definition
Bileklere kelepçe takılı durumda olma; genellikle polis tarafından kişiyi sınırlamak için yapılır.
Usage Notes (Turkish)
Genelde polisle ilgili durumlarda geçer, ama mecazi olarak da kısıtlanmış hissetmek için kullanılır. İsim olarak kullanılmaz.
Examples
Both suspects were already handcuffed when the reporters arrived.
Muhabirler geldiğinde her iki şüpheli de zaten **kelepçelenmişti**.
The man was handcuffed by the police.
Adam polis tarafından **kelepçelenmişti**.
She felt scared when she was handcuffed.
**Kelepçelenince** korkmuştu.
The thief was handcuffed and taken away.
Hırsız **kelepçelenip** götürüldü.
I can't believe I got handcuffed for jaywalking!
Yolun ortasından geçtiğim için **kelepçelenmiş olmama** inanamıyorum!
He felt completely handcuffed by the new office rules.
Yeni ofis kuralları yüzünden tamamen **kısıtlanmış** hissetti.