"fuss" in Turkish
Definition
Gereksiz heyecan, endişe ya da bir konuya fazla dikkat gösterme; ayrıca bir şikayet veya bir olay etrafında gereksiz hareketlilik demektir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'make a fuss', 'kick up a fuss', 'without a fuss' gibi ifadelerde aşırı tepki ya da gereksiz gösteriş ima edilir. 'fussy' ve 'fuss over' İngilizcede yaygın biçimlerdir.
Examples
Please don't make a fuss about my birthday.
Lütfen doğum günüm için **yaygara** yapma.
The baby started to fuss when she was hungry.
Bebek acıkınca **yaygara** çıkarmaya başladı.
There was a lot of fuss at the station this morning.
Bu sabah istasyonda çok fazla **gürültü** vardı.
He always kicks up a fuss if dinner is five minutes late.
Akşam yemeği beş dakika gecikirse her zaman **yaygara** koparır.
She said yes without any fuss, which surprised everyone.
O, hiç **telaş** yapmadan evet dedi, bu da herkesi şaşırttı.
Stop fussing over me—I can carry my own bags.
Benimle ilgili **yaygara** yapmayı bırak—çantalarımı kendim taşıyabilirim.