“fleeing” in Turkish
Definition
Tehlikeden, sorundan veya korkutucu bir şeyden kaçma eylemi; hızlıca bir yerden ya da durumdan kaçan kişi.
Usage Notes (Turkish)
Haberlerde, resmi ve hikaye anlatımında sık geçer. Acil veya tehlikeli kaçış anlatır, 'from' ile kullanılır ('fleeing from danger'). Sadece ayrılmak ('leaving') ya da genel olarak kaçmak ('escaping') ile karıştırmayın.
Examples
After hearing sirens, he dropped everything and started fleeing.
Sireni duyunca her şeyi bırakıp **kaçmaya** başladı.
Thousands are fleeing the city because of the flood.
Binlerce kişi sel nedeniyle şehirden **kaçıyor**.
The suspect was fleeing the scene.
Şüpheli olay yerinden **kaçıyordu**.
The deer was fleeing from the wolf.
Geyik, kurttan **kaçıyordu**.
People were fleeing the burning building.
İnsanlar yanan binadan **kaçıyordu**.
It's hard to say what someone is really running from when they're fleeing.
**Kaçan** birinin gerçekte neyden kaçtığını söylemek zordur.