“fascination” in Turkish
Definition
Birine veya bir şeye karşı öğrenme isteği uyandıran yoğun ilgi ya da çekicilik.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya nötr ortamlarda kullanılır. 'have a fascination with/for' kalıplarıyla sıkça geçer. 'İlgi'den daha yoğun, büyülü bir çekicilik içerir. Fiil olarak kullanılmaz.
Examples
His fascination with airplanes started when he was a child.
Uçaklara olan **büyüsü** çocukken başladı.
There is a real fascination with space and the stars.
Uzay ve yıldızlara karşı gerçek bir **büyü** var.
The magician’s tricks were a source of fascination for the children.
Sihirbazın numaraları çocuklar için **hayranlık** kaynağıydı.
Technology has always held a special fascination for me.
Teknoloji her zaman benim için özel bir **büyü**ye sahip olmuştur.
She talked about her fascination with ancient cultures all night.
Bütün gece antik kültürlere olan **hayranlığını** anlattı.
The endless fascination of the ocean keeps drawing people back.
Okyanusun sonsuz **büyüsü**, insanları tekrar tekrar kendine çeker.